24 Kasım 2015 Salı

ÖĞRETMEN


      Bugün 24 Kasım öğretmenler günü onun için yazımın konusunu da öğretmenlere ayırdım.  Bunu kendime vazife edindim. Onları ben ne kadar anlatmaya çalışsam da kelimelere sığdıramam.  Çünkü onların bizim için harcadığı emekleri çok değerlidir.
Öğretmen geleceğin neslini yetiştiren kişidir. Onun için öğretmenlerimiz çok değerlidir. Bir milletin ilerlemesi eğitimle gerçekleşir.  Bu işi de değerli öğretmenlerimiz yapıyor.  İslam dininde okumak ve ilim öğrenmek çok önemlidir. Allah’ın peygamber efendimiz Hz. Muhammed’e gönderdiği ilk ayet oku emridir. Peygamber efendimizde bir hadis-i şerifinde ‘’ Çin’de de olsa ilmi arayınız  ‘’demiştir. İslam dini kadın erkek ayrımı yapmaksızın herkese ilim öğrenmeyi emretmiştir.
Bizim ailemizden sonra hayatta tanıdığımız ilk kişidir.  Öğretmenimiz bir nevi anne babamız gibi olur. Öğretmenimizin söylediği her şeyi doğru kabul ederiz.  Bazen öğretmenimizin sözü ailemizin sözünden daha değerli olur. Öğretmen de öğrencilerini kendi evladı gibi görür. Onlarla birlikte sevinir, onlarla birlikte üzülür.

 Öğretmenlerimizin bu kutlu gününü en içten dileklerimle kutlarım. Gelecek hayatlarında mutluluk ve başarılar dilerim.Diğer yazılarda görüşmeyi temenni ediyorum.

12 Eylül 2015 Cumartesi

YÜREĞİM DAYANMIYOR ARTIK


Her gün bir kardeşimin  şehit düştüğünü duymak. Haberleri açtığımızda acaba bugün kaç şehit var sorusu aklımıza gelir oldu. Artık bu acıdan haberlere bakamaz olduk. Haberlere bakmayınca bu acı diniyor mu ? Maalesef ki hayır.
Çocuklar babasız kalıyor,  anneler çocuksuz. Hepsinde ayrı bir acı var. En kötüsü de annesinin kucağındaki küçük çocuklar olanlardan habersiz sadece etrafı izliyorlar .  Gerçekten zor bir durum bu satırları yazarken bile zorlanıyorum bu acıdan dolayı.  Babasının yolunu bekleyen çocuğa annesi nasıl diyecek oğlum baban şehit düştü artık gelmeyecek anne yüreği bunu nasıl kaldırır?
Acılarımız çok büyük. Bugünde birlik olup bu terör belasından nasıl kurtulabiliriz diye düşüneceğimize daha çok kutuplaşıyoruz. Birliğe en çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde birlik olsak güzel olmaz mı?
Teröre sinirimizden bütün kürtleri terörist ilan etmek ne kadar doğru?  Elbet her milletin iyisi de kötüsü de vardır. İyisiyle kötüsünü bir tutmak bize yakışır mı? Adam sırf kürt diye adamı dövmeler ne kadar doğru?  En kötü duyduğum haberde küçük çocuğu kürt diye dövmek ne kadar doğru?  Masum kürt halkının suçu ne?  Memleketimizde yaşayan Türküyle , Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle hepsi bir kardeş değil mi?  Bu ülkede yaşayan herkes bizim kardeşimizdir. Bütün millet bir olup teröre karşı ne yapılabilir onu düşünmemiz gerekmez mi?  Belki biz yapamayız ama görüşlerimizi devlet büyüklerine iletirsek  onlar yapar bizim yerimize.
Analar ağlamasın artık. Küçük çocuklar öksüz kalmasın . Her evden ayrı bir feryat sesleri  gelmesin artık. İnşallah bu terör belasından kurtuluruz. Ülkemize huzur ve mutluluk gelir inşallah. Ne olursa olsun ümidimizi kesmeyelim inşallah bu karanlık günlerimiz aydın olur.

23 Ağustos 2015 Pazar

YEDİ GÜZEL ADAM



Türk edebiyatında önemli yerleri olan Cahit Zarifoğlu, Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt,Rasim Özdenören, Ali Kutlay, Nuri Pakdil veAlâeddin Özdenören’in hayatlarını konu almaktadır.
Edebiyatımıza katkısı büyük olan yazarların yaşadıklarının filme çevrilmesi güzel bir projeydi. Bir diğer etkileyici kılan özelliği de gelecek nesillere kültür ve edebiyatımıza katkısı olan yazarlarımızın insanların şu anda en çok öğrenme yolu olan  izleme yoluyla aktarılmasıydı.
  Yedi güzel adamın dizisinin çekileceği duyunca çok heyacanlanmıştım. Yedi tane Kahramanmaraşlı yazarın dizide işlenmesi Kahramanmaraşlı biri olarak beni çok sevindirmişti.
  Ama dizi yayına başlayınca istediğimi tam manasıyla bulamadım. Dizide o zaman ki kültür ve yaşayış tam manasıyla işlenememiş. Aynı şekilde olması gerekenlerin çoğu yoktu. Olaylar tarihe bağlı kalınarak  yalın ve sade şekilde aktarılması gerekirdi. Dizide ismi geçen yazarların dışında kişilerin şiir ve yazısı kullanılmaması gerekirdi . Çünkü orada asıl amaç oradaki kişilerin  olması lazımdı.
   Yine de bu kadar hatasına rağmen güzel düşünülmüş bir projeydi.Bu dizide yapılan hatalardan ders çıkarıp yanlışları düzelterek edebiyat ve kültürümüzün sinema yoluyla insanlara aktarılması lazım.  

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Oliver Twist


Bu ismi duyunca aklınıza direk kitabı gelecek . Ama ben size kitabından bahsetmeyeceğim. Filme uyarlanmış halinden bahsedeceğim.
    Yıllar önce kitabını okumuştum . Sanki Oliver Twist benmişim gibi o duyguları yaşamıştım. Filmini izlerken de aynı duyguyu hissettim. Filmin konusu yetim kalmış bir çocuğun hayatta kalma savaşı ve yaşadıkları.  Yazar bu romanı yazarken aslında toplumsal bir yaraya da değinmiş. Aslında herkes Oliver Twist'in yaşadıklarını herkes yaşayabilirdi.Kitabı okurken veya filmini izlerken olaylara bir de bu pencereden bakmak lazım. Oliver Twist gibi yüzlerce çocuk yardım bekliyor onlara yardım etmemiz lazım.
    Konusunu etkili kılan da konuyu hayatın içinden alması. Filmde karakterler,  olayların yaşandığı yerler,  olaylar çok iyi yansıtılmış. Filme uyarlama yapılırken genel manada kitaba bağlı kalınmış. Daha önce de uyarlama filmler izlemiştim. Ama beni en çok etkileyen bu film oldu. Çünkü bu film bire bir kitabı yansıtmış neredeyse. Sanki filmi izlerken kitabını okuyor gibi hissettim. Size de Oliver Twist'in kitabını okumanızı ve filmini izlemenizi tavsiye ederim.

8 Ağustos 2015 Cumartesi

EDEBİYAT


Yazarın duygularının kalem aracılığıyla kağıda dökülmesidir. Yazarla kağıt arasında bağ kurulmasıdır. Yazarın yazdıkları yazarın iç dünyasını yansıtır. Bir yazarı tanımak istiyorsanız onun yazılarını okumanız lazım.
   Duygular yönlendirir yazıyı . Duygu olmadan zaten yazı olmaz. Yazar duyguların yoğunlaştığı an yazmaya başlar. Yazar bazen bir kelime için günlerce düşünür.Yazar bile yazının sonunun nasıl biteceğini göremez.Çünkü hakimiyet duygulardadır.  Sanki bir bilinmeyen yolculuğa çıkmış gibi ilerler insan. O yolun sonunu ancak sona ulaştığında görür.
    Yazı bittikten sonra okuyucuyla buluşunca  artık yazarın o yazı üzerinde söz söyleme hakkı bitmiştir.O yazının mülkiyeti artık topluma geçmiştir. O yazıyı okuyan her kişi kendine özel duygular çıkarır o yazıdan. Bazen okuyucu yazarın orada  anlatmak istediğinden farklı bazı duygularda çıkarabilir. Çünkü her kişi farklı bir gözle bakar o yazıya. Yazar bazen yanlış bile anlaşılabilir. Ama yazarın asıl amacı anlaşılmak değil. İçindeki duyguları dışa dökmedir.Edebiyat böyle tatlı ve sonu bilinmeyen yolculuğa giden
  bir serüvendir.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

FORREST GUMP


Tom Hanks'in başrolde oynadığı 1994 yılında  çekilmiş romantik, epik, komedi-drama dalında bir filmdir. Film 1986yılında Winston Groom tarafından aynı adla yazılan  romandan esinlenerek çekilmiştir.  IMDB de 13.sırada bu film .IMDB puanı 8.8dir.  Tom Hanks bu filmdeki oyunculuğundan dolayı oscar aldı. Tom Hanks , bu filmde oyunculuğu çok iyi yapmış. Film çeşitli dallarda birçok ödül almıştır. Filmin konusu ayağından ve  biraz da akıl yönünden zeka seviyesi düşük bir gencin hayatta yaşadıklarını anlatıyor. Filmin baş kahramanları, annesi Bayan Gump,  sevdiği ve çok samimi dostu hayat arkadaşı jenny Curran,  asker arkadaşı Bubba ve Teğmen Dan Taylor  dur. Zeka seviyesi düşük bir gencin çektiği sıkıntılar,  annesinin her şeyi onun anlayacağı gibi anlatması çok güzel işlenmiştir. Zeka eksikliği olsa bile insanın istedikten sonra çoğu şeyi başaracağı anlatılmıştır. Filmin çekildiği yıllardaki önemli olaylar etkileyici bir şekilde filmde işlenmiştir. O tarihlerdeki olayları bilmeyen biri film sayesinde o tarihlerdeki olaylar hakkında bilgi sahibi olmuş olur. Filmde duyguların hepsi iç içe işlenmiştir. Aslında hayattaki olaylar da  filmde yaşananlar gibidir. Ne olursa olsun hiçbir zaman ümidimizi kesmeden çabaladıktan sonra başaramayacak bir şey yoktur aslında . Önemli olan azimli olmak ümidi hiçbir zaman kesmemektir. Filmde bir nebzede olsa o tarz insanların çektiği sıkıntılar ve çoğu insanların onları küçük gördüğüne değinilmiştir. Sonuçta o insanlar öyle olmayı kendileri seçmedi. Doğduklarında öyle dünyaya geldiler.  Aslında empati yaptığımız zaman çok daha rahat anlayabiliriz onların durumunu. Tek kelimeyle film harikaydı.İzlemenizi tavsiye ederim.

12 Mayıs 2015 Salı

Tüketim Toplumu

Tüketim Toplumu
Tüketim Toplumu
Dünya'da tüketici ve üretici ülkeler vardır. üretici ülkeler,  malı üreten,  malı başkasına satan,  ötekilerine kendine bağlı hale getirenler. Tüketiciler ise dışa bağlı,  durmadan tüketen,  bazen ne tükettiğini de bilmeyen,  ithalatın fazla olduğu ülkeler.  Bizim ülkede tüketici ülkeler arasındadır. Her zaman tüketici olmak çok kötü bir şeydir. Şu anda bazı şeyler ihtiyaç olmadığı halde ihtiyaç gibi gösteriliyor. İnsanları marka tutkusu sarıyor. Yeni bir şey çıkmış hemen alayım duygusu veriliyor. Bir de bazen bir şey alırken nasıl aldığımızı bilmeden o şeyi almış oluyoruz. Tükenirken bilinçli olmamız lazım . Bir şey alıyorsak neden,  niçin aldığımızı bilmeliyiz. Sadece iş olsun diye almamalıyız. Biz hazıra alıştığımız üretim yapmıyoruz. Nasıl olsa hazır var onu kullan mantığı var.  Aslında biraz kendimizi zorlasak, bu konuda devletin de teşvikleri olsa üretime geçsek ne güzel olur. Hem üretmiş olsak ithalat giderleri de düşer . Önemli olan bu konuda uyanmamız lazım. Tüketici olan değil üretici olmalıyız. Başkasının eline bakmamalıyız. Yeni bir şeyler yapmak için hiçbir zaman geç değil. Biz de yapabiliriz önemli olan çalışmaktır. Üretici olan toplumlar zeki olduğundan değil sistemli çalıştığından başarılı olmuşlar. Hiçbir şey zor değildir. Önemli olan sistemli çalışmaktır. Bize zorla almamız gerekirmiş gibi gösterilen şeylere itibar etmemeliyiz. Üretici toplum olursak hem ekonomi yükselir, hem ülkeden dışarı fazla para çıkmamış olur , hem insanlar daha bilinçli tüketici olur. Bu saydıklarım hayal değil. Tüketim konusunda da halkı bilinçlendirmek lazım . Üretime teşvik etmek lazım. Üreticileri desteklemek lazım. Üretici yetiştirmek lazım. O zaman daha bilinçli toplum oluruz. İnşaallah bir gün tüketici olan ülke statüsünden üretici ülke statüsüne geçeriz. Hep beraber bilinçli toplum olmak temennisiyle.